
Bursa’nın yanı başında, Uluabat Gölü’nün sularıyla nazlıca kucaklaşan bir yarımada… Antik çağdaki adıyla Apolyont, bugünün büyüleyici köyü Gölyazı. Tarihi bir köprüyle karaya bağlanan bu eşsiz köy, sizi daracık sokakları, tarihi Rum evleri, göl üzerinde süzülen sandalları ve asırlık çınarlarıyla adeta başka bir zamana davet ediyor. Özellikle gün batımında büründüğü kızıl renklerle bir kartpostalı andıran Gölyazı, hem huzur arayanların hem de fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez adresidir.
Gölyazı denince akla ilk gelen simge, köyün girişindeki köprünün hemen yanında tüm heybetiyle duran Ağlayan Çınar‘dır. Adını, içinden akan doğal su kaynağından ve hüzünlü bir aşk efsanesinden alan bu anıt ağaç, 750 yılı aşkın süredir köyün tarihine tanıklık etmektedir. Gölgesinde oturup bir çay içmek ve efsanesini yerel halktan dinlemek, Gölyazı gezinizin en özel anlarından biri olacaktır.
Gölyazı’nın her sokağı, size farklı bir hikaye fısıldar. Keşif listenize eklemeniz gereken başlıca yerler şunlardır:
Gölyazı, ziyaretçilerine sakin ama dolu dolu bir gün vaat eder.
Gölyazı gezinizin olmazsa olmazı, balıkçı tekneleriyle yapılan bir göl turudur. Bu tur sırasında hem köyü suyun üzerinden görme şansı bulur hem de mevsimindeyseniz nilüfer tarlalarının arasından geçerek eşsiz fotoğraflar çekebilirsiniz.
Gölyazı, Türkiye’nin en güzel gün batımı manzaralarından birine ev sahipliği yapar. Güneşin gölün üzerine yansıyan kızıl ve turuncu tonları, adeta görsel bir şölen sunar. Bu anı kaçırmayın.
Bir balıkçı köyü olan Gölyazı’da taptaze göl balıklarını tatmalısınız. Özellikle turna ve yayın balığı oldukça popülerdir. Sahildeki mekanlarda balık yiyebilir veya köy kadınlarının yaptığı mis gibi gözlemelerden tadabilirsiniz.
Son yorumlar